Kim olduğumuza ne zaman karar veririz; ya da bu kararı alma gücü gerçekten, topyekûn bizim elimizde midir? Bilmiyorum. Günce, hayatını uydurduğu hikâyelerle sürdüren Hamd’ın, kendini Hallâc-ı Mansûr’un günlüğünü yazmaya çalışırken bulmasının ya da kaybetmesinin hikâyesi. Aradaki fark pek de belirgin değil.
Ben Hakk’ım.
Ben Hallâc-ı Mansûr’um.
Ben Hamd’ım.
Kaçtığım ve kovaladığım her şey benim.
Bir taklit, hakikatin kendisi olabilir mi?
Bunlar cevabı hiç bilinmeyecek sorular. Yapılması gereken belki de yalnızca yeni hikâyeler bulmaktır.
Fatmanur Efe / 11.01.2026
